anne'nin günlüğünden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne'nin günlüğünden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2014 Pazartesi

Diş Perisine Selamlar::))

 
 
 Hiç hatırlamıyorum ben bu kadar istemişmiydim acaba dişimin düşmesini. Bizim evde birkaç haftadır top10'da ilk 3 'te yer alıyordu İrem'in bu diş mevzusu. Sınıfında herkesin düşmüşte ,bir o kalmışta ,niye bu dişler sallandığı halde düşmüyormuşta , yoksa büyümicekmiymişte...Hergün bir fasıl "vakti zamanı gelince düşecek eline" konuşması yapmaktan kurtuldum nihayet::))
Ama o anda yanında olaydım iyidi:) Heyecanlı heyecanlı anlattı okuldan aldığımda.
Sınıfta kanamış bayağ ağzı. Ağlamamış hiç ama korkudan çenesi titremiş..:( içim eridi o anda..büyüyor  ve büyüdükçe paylaşımlarımız azalıyor mu ne. Her anında yanlarında olamayacak olma fikri korkutuyor beni...Allah'ım sağlıkla sıhhatle her anında yanlarında olmayı , büyüdüklerini  görmeyi ,yaşlandığımızı görmelerini nasip eyle...
Ve bu arada minicik inci tanesi dişimizi ne yastık altına koyup hediye bekledik  ne de çatılara atıp , topraklara gömdük. Bütün bu hurafelere inat koyduk diş albümümüze , bir ömür hatıra kalsın diye bize:)
 


 


16 Şubat 2012 Perşembe

İkinci çocuk kolay , iki çocuk zor

İtiraf etmeliyim ki iki çocuk zor geliyor bana bu aralar ..
Bir süredir irem evde , okula gitmiyor.kafa tatili yapıyoruz. 1 mart'ta tekrar başlayacak inş..
Ama bana bu tatil pek iyi gelmedi. Annem'in aralarında 1 -1,5 yaş olan 3 küçük çocuğu nasıl büyüttüğünü düşünüyorum sürekli..
Naz İrem'de olduğum gibi degilim berra zeynep'te. Daha rahatım en başından beri ,hatırlıyorum da irem'in ilk nezlesinde korkup acile götürmek istemiştik. İlk ateşi çıktığında elim ayağım birbirine karışmıştı ,emzirirken problemler yaşamıştım , hergün doymuyor diye ne streslere giriyordum.
Berra doğduğundan beri kaç çeşit problemle karşılaştık , yeni yeni hastalıklar öğrendik.Ama hep rahattık ,hep Allah' a güvendik. Berra'nın hepsini atlatacağına inandık. Öyle de oldu.Hala takipte
olsak ta herşey iyiye gidiyor inş, daha da iyi olacak..
Velhasıl ben berra'da daha cool bi tavır sergiledim hep. Tecrübeli olmak gerçekten güzel..
2. çocuk bu nedenle gerçekten kolay.
Amaa evde biri 5 yaşında biri 2,5 aylık 2 çocuk varsa işin gerçekten zor..Hele irem gibi süsüne düşkün ve dağınık ise daha zor .Bizim hanım günde abartısız 10 çeşit kıyafet değiştirir ,ojelerini , tokalarını ,kolyelerini , çıkardığı kıyafetlerini , yatağını toplamayı öğretemedim malesef..
Hele birde onunda ağlama krizleri geldiyse , berra ile karşılıklı ağlama düeti yapıyorlar..O anda
tek düşündüğüm tabana kuvvet kaçmak , kaçabildiğim en uzak yere::))
Allah ikiz annelerinin yardımcısı olsun ,nasıl baş ediyorlar hele birde tek başınalarsa bilmem..

30 Ocak 2012 Pazartesi

En güzel kahvaltı soframız...

Bu sabah kalktığımda işte bu manzara ile karşılaştım.
Yatağımda minik berra ile uyurken içerden irem'in seslerini duydum."anneciiiim kahvaltı hazıııır , gelebilirsin." Meğer bizim kız bayağ büyümüşte , bana kahvaltı hazırlamış::)) içerik belki ve hatta oldukça sade olsa da benim için çok değerli bir sofra idi bu..Çünkü bir ilk..
En çok güldüğüm olayda sofraya oturduğumda irem'in " annecim tabağına ne koyacaksın ,çok merak ediyorum" cümlesi idi.. "Bende bişeyler hazırlarım şimdi annecim" dedim.
"sen bişeyler yapsanda kahvaltıyı yine ben hazırlamış oluyorum dimi annecim " dedi..
Ne denir ki bu soru karşısında :::))))))

23 Ekim 2011 Pazar

" Motor " kelimesinin bana ettiği....


Kafasına takılmış gece gece küçük hanımın .."Hiç anlamıyorum anne " dedi.."çamaşır makinası çamaşırları sadece döndürüyo , nasıl temizlemiş oluyor"
Başladım bende bilmiş bilmiş anlatmaya."bak annecim makinanın içine çamaşırları koyuyoruz ,kapağını kapatıp, düğmelerle programı ayarlıyoruz ya makinanın içi su doluyor ,deterjanlı su ile dönmeye başlıyor , Döne döne çamaşırlar kenara iyice yapışıyor , bu hareket çamaşırların kenarlara iyice itilmesini sağlıyor , kenarlara yapışan çamaşırlar o minik deliklerden çıkamıyor ama üzerindeki lekeler deliklerden akıp gidiyor......." Tabi karşılıklı soru cevap şeklinde giden bu konuşmamız 10 dk yı geçti ..
Yine de küçük hanımı ikna edemedim ki o esnada odaya giren babasına da aynı soruyu sordu..
" makinanın içinde motor var kızım , o döndürüyor makinayı , çamaşırlarda temizlenmiş oluyor" oldu babasının cevabı da...
Biraz düşündü irem ..
"Hıım ikinizi de dinledim şimdi doğru olanı söylüyoruuuum , babamın ki çok doğruydu" dedi bana.
"Ama annecim bende açıkladım daha uzun bir şekilde , hem farklı bişey de söylemedim ki , neresi yanlıştı"
"Babamın ki daha doğruydu çünkü o motor dedi , sen motor demedin.." ::(((((((



(son fotoğrafta dedesinin ve teyzesinin doomgünüsünü kutlarken görülüyor çokbilmiş hanım)


6 Eylül 2011 Salı

Artık 5 yaş sınıfındayız::))

2 aylık uzun bir tatilden sonra irem dün sabah yeniden başladı okuluna. Bir gece önceden nedense onunla beraber bende girdim strese , sanki yeni başlıyormuşuz gibi..
Biz bile 10 günlük tatilden sonra işe başlamakta zorlandıysak , onun okul deyince biraz korkması normaldi tabiki...
İlk haftadan sonra alışacağına emindim ama ben...
Biraz çekinerek girse de okul bahçesine , zorluk çıkarmadan çıktı sınıfına benim güzel kızım..
Geçen dönem öğleden sonrası uyku ve oyun ile geçtiği için yarım gün göndermeyi tercih etmiştim , 5 yaş grubunda dersler artmış , uyku kalkmış , çıkış saati 4 oldu.
Bu da biraz korkuttu beni sanırım , çok yorulacak diye.
Akşam yemeğini yer yemez attı kendini yatağına ..Her gece en az 2 hikaye okutturmadan uyumayan kız , ilk hikayenin yarısında , saat 9:15 te daldı uykuya..
Canım kızım , yorucu bir hayat seni bekliyor::)) Daha şimdiden başladın erken mesailere , okul derslerine ..Umarım azmin , merakın hiç azalmaz , hiç sıkılma emi , yoksa her daim doğru mu yapıyoruz diye düşünen annen iyice vicdan yapacak...Seni çok seviyoruz bebeğim , ilk göz ağrım...
















14 Haziran 2011 Salı

Yaşasın Kız Egemenliği::)))





















Bu sabah doktor kontrolüm vardı . Veeee bebişin heyecanla beklediğimiz cinsiyetini öğrendiiiiik.

















Büyük olasılıkla " kız " dedi doktor..yani bir açık kapı daha bıraktı , sağlıklı olması tabiki önemli olan..Ama sanırım ben kıza doyamiyacam , hayırlısı olsun , sağlıklı olsun desemde çooook sevindim..3 kız kardeşim var ve kız kardeşin ne kadar önemli olduğunu biliyorum .
Biz en kötü günümüzde hep birlikteydik . Hep destektik birbirimize .Hep bu duyguyu irem'de yaşasın istedim . Bizim yaşadığımız sıkıntıları yaşamasınlar . Allah onları bizlerden , bizleri onlardan ayırmasın ama , destek olsunlar birbirlerine en kötü günlerinde , birbirlerinin sırdaşı , dostu olsunlar istedim hep .Bir erkek kardeşim olmadığı için bilemiyorum , erkeklerle de bukadar samimi olunabilir mi , olunur belki de . Ama ben irem'in bir kız kardeşi olmasını çok istedim , Allah' a şükür ..Gönlümüze göre verdi:)










Şimdi sıra isim bulmada . Güzel bir kız ismi arıyoruz efendim bilgilerinize::)))

17 Mayıs 2011 Salı

İşte o minicik durum:)


Hani yorgunluğuma ve halsizliğime sebep minicik bir durum var demiştim ya , sormuştunuz o durum ne diye.::))
İşte yukardaki "fasulye" bu halimin sebebi.
bugün itibariyle kendileri 12 hafta 2 günlük olmuş durumdalar..
İrem'in duaları tuttu anlayacağınız:)
Kendisine uzun bir süre daha söylemeyi düşünmüyordum aslında kardeşi olacağını.
Ama hem ben biraz sabırsız olunca , hem de irem'in "hep uyuyosun annecim , hiç benimle koşmuyosun annecim , hadi yarış yapalım annecim " gibi cümlelerine maruz kalmaktansa gerçeği açıklama ihtiyacı hissettim. Ve daha sonra verdiği ilk tepkiyi videoya almadığıma çok pişman oldum.
Hiç bukadar şaşıracağını , sevineceğini ve duygulanacağını tahmin etmiyordum. Gözleri doldu resmen çocuğun..Öptü defalarca beni ve karnımı .. " çok teşekkür ederim annecim , çok teşekkür ederim " deyip durdu..
O günden beri de son derece anlayışlı , biraz hızlı haraket etsem, " kardeşim var anne dikkat et , koşma , yavaş ol " gibi sürekli ikazlarda bulunuyor..
Ama ne zaman büyüyecek kardeşim , ne zaman doğacak diye merak ta etmeden duramıyor..
İnş sağlıklı sıhhatle doğduğu , ablasıyla birlikte oynadığı günleri de görürüz..
Bu arada bu hamilelikte farklı bir ruh hali içindeyim sanki , irem de nekadar heyecanlanıyordum.. Herşeyi onda tatmışım sanki. İçimde bir canlı büyüyor ama ben hala hamile moduna giremedim...

27 Nisan 2011 Çarşamba

Uykuuu , uykuu, bütün istediğim buyduuu::))))

Sürekli bir yorgunluk , halsizlik var üzerimde son zamanlarda..





Bir türlü gelemeyen baharın , iyice düzensizleşen TSH hormonlarımın ve bir de minicik bir durumun?? ;) bunda çok etkisi var tabi..




Leyla gibi dolaşıyorum iş yerinde..Bilgisayarın başına oturduğum an kapanıyor gözlerim...Ah bu işyerlerinde bir de uyku odası olsa ya yasa gereği:))






Masamın üzerinde işlenmeyi bekleyen formlar ve raporlar , yapmak istediğim onca şey , bitirilmeyi bekleyen birsürü kitap , irem'le yapılacak bir sürü faaliyet ve evde düzenlenmeyi bekleyen dolaplar , çekmeceler için bana enerji gerek..



Ama öncesinde şu masamın kenarına kıvrılıp bir uyumam gerek:)


Dipnot: Fotoğraflar odamdaki deniz akvaryumundan. Akvaryumun içinde bulunan balıklar , anemonlar , mercanlar , rengarenk şakayıklar , onlarca deniz minareleri ve arasırada olsa kayalıkların arasından korka korka başını çıkaran karides bir nebzede olsa rahatlatıyor beni. O yaratılış harikalarına her baktığımda onları bu kadar kusursuz yaratan Allah'a bir kez daha şükrediyorum..

10 Mart 2011 Perşembe

Bir Kar Masalı;)

Beklediğin kar nihayet yağdı mart'ta..Fazla olmasa da 1 saat oynayabildik seninle bahçede...
"Karların üstüne yatmak istiyorum" dedin , yüzüme baktın .. "Yat annecim" dedim , "ıslanmazmıyım" dedin. "Önemli değil" dedim..Yattın , iyice yapıştırdın kendini yere, izin daha iyi çıkarmış , öyle söyledin;)..

Karda kayan çocukları gördün , "bende kaymak istiyorum" dedin , yüzüme baktın, hep benden bir onay bekliyormuş gibi.."Kay annecim" dedim ."Çamur olmaz mı " dedin.. "Çamur olması önemli değil , sana birşey olmasın , dikkatli ol" dedim. "Sen meyak etme annecim" dedin. Tırmandın hızlı hızlı , eldivensiz ellerinle , ben eldivenle bile donarken..

Minicik bir kardan adam yaptık seninle , yapraktan ağız , kurumuş dallardan göz ve burun yaptık. Daha resmini bile çekemeden bir tekme attın , "yıkmak çok zevkliymiş" dedin:)

Bu sefer daha soğuktu sanki kar. Seninle bundan bile zevk aldım ya , bende buna şaştım..

Çok özlüyorum seni , işyerindeyken sana kavuşacağım anı iple çekiyorum hep.. Ama büyüdüğünden midir nedir, bu aralar sevdirmiyorsun bile kendini fazla. Hep bir meşgalen var , özellikle resim yapmak..Hiç bıkmadan sürekli birşeyler çiziyorsun. Yaptığın her resme çok değer veriyorsun , tıpkı bizim onlara çok değer verdiğimiz gibi.. Bana şimdiden " annecim kardeşim olursa resimlerimi yırtar diye korkuyorum , ozaman ne yapmalıyım "diye sordun.."Kardeşim bunları yırtmanı ve dokunmanı istemiyorum " dersin güzel bir şekilde , seni dinler çünkü sen onun ablası olacaksın, dedim. "tamam , oyuncaklarıma ve boyalarıma dokunabilir , izin almasına gerek yok ama resimlerime ve kağıtlarıma dokunmasını istemiyorum"dedin. "istersen oyuncakların ve boyaların içinde senden izin alabilir." dedim ve verdiğin cevap karşısında ben utandım. "Yok annecim gerek yok , sürekli izin mi alacak çocuk , izin istemek olmasın, ben onla mı uğraşcam, oyuncaklarla oynasın işte orda duruyor" .
"Haklısın , sen bilirsin annecim . onlar senin, sen nasıl istiyorsan öyle olsun" dedim...
Bu aralar bir kardeş isteğidir gidiyor , bakalım ne olacak bu işin sonu;))

7 Şubat 2011 Pazartesi

Az biraz vakit buldum..


Yazamadım ne zamandır ...vakitsizlik , isteksizlik vs vs...derken 2 hafta mı olmuş en son yazalı buraya..yoğunum bu aralar , işyerinde , evde, başka başka işlerle ...Ara verince de sanırım heves iyice gidiyor..

İrem hastaydı bir süredir , O hasta olurda ben eksik kalırmıyım :) İyiyiz şimdi çok şükür..

Kreşe uyum konusunda da çok iyi..nazar değmesin maşallah. Pek hevesli , pek istekli şuaralar. İyi ki diyorum bazen , hemen kreşten alma kararı vermemişiz, iyi ki sabredip , bize yaptığı her türlü eziyete katlanmışız küçük hanımın..



Tiyatrolarımız , gezmelerimiz ve tozmalarımıza gelince tam gaz devam..Bir o konuda heves kaçmıyor zaten..

Ve bir de küçük prensesin 3,5 yaş krizleri var arada..böyle bir kriz tıp tarihinde olmasa da biz ürettik:)
Her yaşın ayrı güzelliği (krizleri ) var bilirim..
Ama bu üçbuçuk yaş krizi öncekilerden daha mı ağır geldi bana. Sabrımın tükendiğini hissediyorum. Ama sonra gidip nasıl da sarılıyorum , nasıl da öpüp koklaşıyorum. İşte buna da şaşıyorum..
Bir huysuzluk , bir mutsuzluk, arada civataları gevşetme hali , inadım inat, kolum 2 kanat...



Olsun diyoruz , bunada şükür diyoruz, asla şikayet etmiyoruz ,aaa yoksa şikayet mi ettim sandınız , ne ayıp ne ayıp , sağlıklı olsun, hep yanımızda olsun ,başka da birşey istemeyiz..
Rabbim! yarattığın ve yaşattığın tüm güzellikler için şükürler olsun sana.












8 Aralık 2010 Çarşamba

Kefirim Büyüyor..


Uzuuun bir süredir kefir tanesi arıyordum ,aradığım kefir taneleri ayağıma kadar geldi. İşyerinden bir arkadaş getirdi şirkete .Önce 2 haftaya yakın işyerinde mayaladık ve kefir taneleri büyünce bende bir parça aldım kendime.
Şimdi benim kefir tanelerim de büyüyor. Çok tatlılar çoook::))
İrem'ede hergün az da olsa içirmeye çalışıyorum, onlarca faydası olan bu içeceği içtikçe de nasıl mutlu oluyorum anlatamam.
Kefir mayalamanın da şartları var tabi. Asla metale değmemesi gerekiyor. Kefir tanelerinin üstüne kaynatılmış inek sütü (marketten aldığım kutu sütü kullanıyorum ben) ilave ediyoruz. Ve 18-24 saat arası oda sıcaklığında ışık görmeyen bir yerde bekletiyoruz. Daha sonra plastik süzgeçte süzüp ,kefir tanelerini kavanoza koyup aynı işlemi tekrarlıyoruz..Ve kefirimizi afiyetle içiyoruz , içiriyoruz...

22 Kasım 2010 Pazartesi

Fotosuz bir posttan post olur mu ??

Bayramla ilgili ne çok fotoğraf var dı elimde , ne çok değerliydi hepsi benim için, ne kadar da özenle, sevinçle çekmiştim hepsini oysa ki ..
Gezdiklerimiz , gördüklerimiz , yaptıklarımız , yediklerimiz , dokunduklarımız , sevdiklerimiz , mutluluklarımız... bi dolu fotoğraf kayboldu gitti bilgisayardan malesef..
Sildik mi , silindi mi , yoksa hiç olmamışmıydı ne oldu anlamadık, bir sürü kurtarma programı da işe yaramadı malesef..
"Canımız sağolsun " dese de eşim , fotoğrafa ve fotoğraf çekmeye aşırı meraklı ben , öle düşünemiyorum malesef ..
Napiiym sanki fotoğraf çekmeyince , yaşadığımız güzel anıları saklamayınca anlamı yok gibi geliyor bana. ::)))
Yani şimdi biz tüm bayram boyunca trakyayı dolaşırken , o bahçelerde gezerken her çiçeğin yanında , ağaçlardan ayva toplarken , inekler yanımızda sağılırken , kuzinede börekler yapılırken boşuna mı poz verdik her bişeyin yanında ve benim prensesim avluda çılgınlar gibi bisiklet sürerken , nenesiyle sarmaş dolaş öpüşüp koklaşırken boşunamı gülümsedi fotoğraf makinesine ...
ooof oooff napalım canımız sağolsun :( hüngürt haşırt

5 Kasım 2010 Cuma

En çok "tık" alan 5 yazımız....

Sevgili Aslıhan ablacım beni mimlemiş..
Bu aralar sıkça okuduğum ama nedense merak edip te istatistiklere girip bakmadığım bir mimdi bu.. Bu sayede yazılarımızın istatistiğinin tutulduğunuda öğrenmiş oldum::)))
En çok okunan 5 postumuz nelermiş bakalım...

1.) Forum İstanbul'dayız... Bayrampaşa'da bulunan Forum İstanbul'da katıldığımız oyun grubunda ve şişme oyun parkında çektiğim resimlerin ve videonun bulunduğu bir posttu. Herhangibir yazımda yok ama nedense çooook fazla tıklanmış ::))) Bende şaşırdım doğrusu..teşekkürler efeniimm..

2.) Konjonktivit... Hatırlamak istemediğimiz ama hiçte unutmayacağımız bir süreçti bizim için. Zor günlerdi.. Bunu unutturacak başka bir dertte vermesin Allahım inş..
İrem yüzünde hala bu hastalığın izlerini taşısa da bunada şükür diyoruz...

3.) Edirne... Çoook uzun bir aradan sonra Edirne'ye yaptığımız kısacık bir gezide hissettiklerimi paylaşmıştım bu postta. Ve bu yazımda en çok okunan ilk 5'te yerini almış...

4.) Bizde Kreşli Olduk... İrem'in kreşe başladığı ilk gün kaleme almıştım bu yazıyı ..Ay çok yazarımsı mı oldu ne ::)))
Ne mutluydum o gün.. hiç sıkıntı çıkarmamıştı bana irem. Ve eylül ayı boyunca hep te böyle devam etmişti. Taa ki hastalığından dolayı uzun bir ara verene kadar.
3 hafta ara vererek Ekim ayının son haftası başladık tekrar kreşe..
Ama sanırım bu ara hiç iyi gelmedi irem'e.. Şu sıralar gerçekten zor günler geçiriyorum ...
Kreşe yeniden alış(tır)ması bi hayli zor oluyor benim için ..
Bayramdan sonraki hafta yeni baştan bir karar vermek zorunda kalabiliriz ..Bu da ozamanın postu olsun...

5.) Çalışmak ve Anne Olmak... Çoook eskileerden bir parça ::)) İrem 1,5 yaşlarındaydı ben işe başladığımda ve o zamana dek ben hep onunlaydım.. Ne zor gelmişti çalışmaya başladığım ilk haftalar bana ondan ayrı kalmak... Gerçi hala öyle aslında..
Polyanna'yı oynamaya gerek yok..Zor kardeşim zor çalışan bir anne olmak... Hele bu ülkede bir özel sektördeysen ve güzelim bir cumartesi günü işyerindeki bilgisayarından bu yazıyı yazıyorsan daha da zor....

11 Ekim 2010 Pazartesi

Kızım İyileşiyor...

Bir önceki postun fotoğrafına bakıyorum da meğerse o irem'in iyi haliymiş. Geçen hafta boyunca tek gündemimiz irem'in hastalığı idi. Ne kötüydü Allah'ım. Gözleri yaralardan gözükmeyecek ve şişliklerden açılmayacak hale geldiğinde .Ona her baktığımızda yüreğimizin nasıl parçalandığını , kalbimizin nasıl acıdığını asla tarif edemem.
Yüzüne bakmaya kıyamadığımız kızımızın bu hale gelmesi , üstelik bir anda ve nasıl olduğunu anlayamadan.... çok üzdü bizi çook.
Ama Allah'a şükür cumadan beri iyileşme sürecine girdi. Şuan şişlikler inmiş durumda ve yaraları büyük oranda geçti gibi.
Yavaş yavaş iyileşiyor prensesim, Allah dermansız dert vermesin, çocuklarımızla imtihan etmesin bizi, çok zor çok acı...
İrem'in bu halinin fotoğrafını koymak istemedim buraya, kalmasın hafızalarda o hali , üzülmesin kimse daha fazla. Biz yeteri kadar üzüldük ve ağladık geçen hafta :(
Üzüldüğüm başka bir noktada kreşteki derslerinden geri kalması oldu. Üstelik okuluna bu kadar kolay ve güzel alışmışken. Ama tabi önemli olan irem'in iyileşmesi .. Ekim ayında göndermeyi düşünmüyorum irem'i kreşe. Kasım başı gibi tekrar başlarız inş. sağlıkla sıhhatle....
Arayan ,soran ,mesaj gönderen tüm arkadaşlarımıza , yakınlarımıza da buradan çok teşekkür ediyorum.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Veli Sıfatıyla İlk Toplantımız...

İlk veli toplantımıza katıldık pazar günü..
Kızımın koştuğu , oynadığı ,tepindiği sınıfında ,onun oturduğu koltuklarda oturarak pür dikkat dinledik örtmenlerini :)
İngilizce öğretmenleri konuştu önce.Çocuklar ona "tiiiçır öööretmenim " diyorlarmış. ve ingilizce bir kaç kelime öğrenmişler , şaşırdık açıkcası , evde daha ingilizce bir kelime duymuş değiliz irem'den:) Ama okulda anne , baba , büyük anne , kedi gibi birkaç kelimeyi öğrenmişler , bekliyoruz bakalım irem hanım nezaman şakiicak:)
Ve genel olarak ta çok güzel şeyler söyledi örtmeni irem hakkında, sınıfta çok uyumlu ve rahat olmasından ,arkadaşlarıyla çok iyi geçindiğinden , hiç yemek seçmediğinden bahsetti, öğretmenleriyle konuşurken de pek kibarmış bizim kız.
Yanlız biraz fazla süslüymüş:) Rahat , eşorfman tarzı kıyafetler giydirin dedi öğretmeni ama ne bilsin tabi küçük hanımın sabahları yatakten "ne giyecem annecim , süslencem ben tamammı " diye kalktığını....

23 Eylül 2010 Perşembe

Söööle Bakalım ???



Soru soruyor sürekli , uzun zamandır.


Söööle bakalım anne kaplanlay neden ısıyıy?

Aslanlay neden ısıyıy?

İnsanlay neden kusay?

Midemiz niye bulanıy?

Çok şekey yeysem kusaymıyım?

Midem bulanııısa beni koyuymusun ?

Napyaklay niye dökülüy??

Cücük insanlay niye okula gidey? :))



Bu soruların asla sonu yok. Hatta sormuş olmasının ve cevabını almış olmasının önemi de yok. Aynı soruyu defalarca sorabilir. Banyoda sorduğu ve cevabını aldığı bir soruyu , daha sonra ve hatta birkaç gün sonra bile banyoda aynı yerde yine hatırlayıp ,soruyor defalarca.

Verilen cevaplardan yeni yeni sorular üretiyor . Ve bir müddette bu sorulara takıyor sonra.

Sorular zorlaşıyor her geçen gün.

Sanırım bir süre sonra , sorduğu soruların akabinde jokerlerimden birini kullanmak isteyebilirim."seyirciye sorma hakkı" talep edebilirim.. Ya da araştırmak için biraz zaman::)))

1 Eylül 2010 Çarşamba

Bizde Kreşli Olduk:)))





Uzun zamandır kreş konusunda arayış içersindeydim. İrem için en uygun olanı hangisi , nasıl biryere göndermeliyiz ya da göndermelimiyiz , çok düşündük.

İrem 17 aylık tı ben işe başladığımda. O zamandan bu yana babannesi ve dedesinin bakımı altındaydı ben işyerindeyken. Her iki tarafta memnundu bu durumdan . Onlar torunlarıyla vakit geçirmekten keyifliydi , irem de her nekadar bizi tercih etse de onların yanında da çok mutluydu , sevgi içersinde büyüdü ve hatta bazen de fazla şımartıldı :) Bizde anne ve baba olarak gözümüz arkada kalmadan , doydu mu , uykusunu aldı mı diye düşünmeden işe gidebildik huzurla. Çünkü biliyorduk ki irem en iyi şekilde bakılıyordu .ilk ve tek torun olmanın keyfini doya doya yaşıyordu.

Ancak zaman geçtikçe ve irem büyüdükçe tek başına sevginin ve oyunun yeterli olmadığını gördük. Biz her nekadar küçüklüğünden beri irem'in çeşitli sosyal ortamlara ve oyun gruplarına katılmasını sağlasakta ve birlikte değişik aktiviteler yapmaya çalışsak ta bunun yeterli olmadığını biliyorum.

Sosyal yönünün daha çok gelişmesi , grup davranışlarının oluşması , el becerilerini keşfetmesi ve bunu geliştirmesi ,paylaşma duygusunun artması için kreş eğitiminin çok önemli olduğunu düşündüm hep.

Ve bugün itibariyle araştırmalarımız sonucunda içimize de sinen bir kreşe başlamış oldu. Şimdilik yarım günlük bir programa dahil olduk.İlk etapta irem'i sıkmak istemedim. İrem için daha faydalı olacağını düşündüğüm derslerin , faaliyetlerin öğleden önce olduğunu ve öğleden sonra uyku ve oyunla geçtiğini de öğrenince şimdilik yarım günlük program yeterli geldi bana. Bağışıklık sistemi iyice gelişene kadar kendi yatağında uyuması ve birkaç saat bile olsa (ben işten gelene kadar) babannesi ve dedesinden birebir ilgi ve alaka görmesi sanırım şimdilik daha iyi olacak.

Bu sabah ikimizde oldukça heyecanlıydık ve hatta irem akşamdan başladı heyecanlanmaya. Kendi kendine "Ben büyüdüm ,abla oldum, okula gidecem" deyip durdu.

Sabah "Hadi annecim , okula geç kalacaz"deyince açıverdi hemen gözlerini ve "Yaşasıın okula gidiyorum"diyerek indi yatağından. Hazırlandık birlikte. Çantasına okulda giyeceği ayakkabısını , yedek kıyafetini ,diş fırçasını ve diş macununu koyduk.

Ve kreşin yolunu tuttuk, İlk gün için 3-4 saat yanında kalmam gerekebilir diye bir gün öncesinden şirkette söylesem de düşündüğüm gibi olmadı:)

Çabucak alışıverdi irem öğretmenine ve sınıfına. Herşey okadar rengarenk ve güzeldi ki, seveceğini tahmin etmiştim zaten daha önceki görüşmemde. Boyama kalemlerini de görünce artık beni de gözü görmedi küçük hanımın.1 saat durdum "Ben gidiyimmi annecim , öğlen seni deden almaya gelecek tamammı bebeğim" dedim. Gözünü hiç kaldırmadan kağıttan "tamam annecim"dedi.Bu durum hem hoşuma gitti , hem de sanırım kendimi biraz fazlalık hissettim:)

Öptüm , öptüm defalarca ve çıktım sınıftan.

Kalbim de biraz burukluk , dilimde dua ve aklımda hala az da olsa soru işareti ile.Doğru mu yaptık, 3,5 yaş kreş için uygunmu ,erkenmi, Bugün için irem'in tepkisi olumlu da olsa üzülür mü ben gidince ne hisseder , yanlız olduğunu düşünür mü, yemeğini yiyebilir mi .......bu sorular hiç bitmez , sanırım nekadar araştırsam da , aslında onun için faydalı olacağına emin olsam da sanırım anne yüreği kendini her şekilde üzebilme ve gereksiz sorular üretebilme kapasitesine sahip::)))

İşe geldikten 1 saat sonra aradım yine kreşi. Kahvaltısını çok güzel yaptığını , çok uyumlu olduğunu ve arkadaşlarıyla birlikte birşeyler yaptıklarını da öğrenince çok mutlu oldum..









Bugün için fazla fotoğraf çekemedim öğretmeniyle konuşmaktan. Zamanla bol bol fotoğraf çekerim inş .Öğretmenleri de sınıf ortamında çekip cd halinde veriyorlarmış zaten.
İlk giden biz olmuşuz. Fotoğraf çektiğim esnada henüz arkadaşları gelmemişti.Küçük hanım kendi halinde takılırken çekebildim .....

12 Ağustos 2010 Perşembe

İrem'in Caillou Aşkı:)




Ne ara takip etmeye başladı , nasıl farketti anlamadık bile . Ama kızım tam bir caillou düşkünü oldu. Akşam çıkacağı saatleri bile biliyor neredeyse. Baba kız başlıyorlar seyretmeye.
Aslında iyi bir örnek. Bazen onun gibi konuşmaya başlıyor , herhangibir konuda bişey istediğim zaman "tamam anneciim" deyiveriyor istemesede. Babannesine büyükanne , dedesine büyükbaba demeye başladı. Calliou öyle diyormuş. Kedisinin adı ne diyoruz ."Giibıt " diyor tatlı tatlı dudaklarını uzatarak. Kardeşininki ise "noziymiş" . Bu isimleri ben bile bilmiyorum daha . Doğrumu söylüyor diyorum babasına her defasında. Ve başlıyorum o "giibııt "diyen dudaklarını öpmeye.
Akşam yatarken hadi bana ninni söyle diyorum. Caillou'nun kardeşi roziye söylediği ninniyi söylüyor başımı okşayarak.
Allahtan vurdulu kırdılı olmayan , canavarların , cadıların , olağanüstü varlıkların olmadığı bir çizgi film .O nedenle içim rahat.
Bazen caillou ve ailesinin ahenk içinde sürüp giden mükemmel ve tozpembe yaşamlarına sinir olsakta bu çizgi kahramandan çok şey öğrendiğine eminim:))

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Edirne....






Benim için eski bir dost demektir Edirne...

Aile demektir , annem gelir aklıma edirne dedikçe ..

Bir masanın etrafında eksiksiz aile boyu neşe içinde yenen yemekler demektir Edirne , kardeş
kavgalarımız, oyunlarımız , kocaman ranzalarımız ,balkon sefalarımız gelir aklıma....


Edirneli olmasak ta babamın memuriyetinden dolayı orada büyüdük biz , orda gerçek dostlar ,
arkadaşlar edindik .
Üniversite hayatlarımızdan sonra hepimiz bir şekilde ayrıldık Edirne 'den .Yine İstanbul'a geri dönsek te benim için Edirne hep başka oldu.
Verilen uzun bir aradan sonra bir arkadaşımızın kına gecesi için yine Edirne'deydik.
Yıllar sonra kızımla oralara gitmek , yıllar önce anneannesiyle gezdiğimiz , dolaştığımız yerleri ona göstermek , eski dostları , annemin arkadaşlarını görmek çok duygulandırdı beni..
Ve sanki annem hep yanımızdaydı...

26 Haziran 2010 Cumartesi

Babacığın Doğumgününden...

İşten dönen babamıza süpriz hazırladık kızımcımla..Doğumgününü kutladık bahçe manzaralı balkonumuzda..
Kızımızla olunca herşey daha zevkli ,daha bir eğlenceli..
Buaralar baba- kız pek düşkün birbirlerine. Pek sıkı fıkılar maşallah.
Benimle yarışan bir ortak daha var evde anliyacağınız::))) Hedef babamızın ilgisi::)))